değişim1

İşletmeler Neden Değişir?

Ne zor bir konu seçimi değil mi?

Gelişimi var olan bir sürecin veya bir ürünün olduğundan daha iyi ( ihtiyacı daha iyi karşılayacak biçimde ) biçime doğru iyileşmesi , iyileştirme olarak tanımlayarak başlayalım öyleyse.

İşletmelerde neden gelişime ihtiyaç duyulur?

Benim tecrübelerim mutlaka “zorlayıcı” bir faktöre işaret ediyor. Bazen müşteri , bazen patron , bazen rekabet ve (bizim kültürümüzde maalesef) nadiren öz disiplin.

Şimdi şirketinizde geçmiş yıllarda yaşadığınız değişimleri ve bunların sebeplerini bir düşünelim.

Neden değiştik? Zorlayıcı faktör neydi? Değişim hep gelişim ile mi sonuçlandı?

Değişim hızlı başlayan ancak gelişme sıra geldiğinde giderek yavaşlayan , elde edilen kazanımları sistematik hale getirmenin zor olduğu zor bir süreç.

Önce FARKINDALIK gerek , sorunun nerede olduğunu , neyi değiştireceğini bilmelisin. Nedenlerin en güçlüsüne saldırmak hızlı yol almayı ve değişimin sürmesi için gerekli motivasyonu sağlar.

Sonra DEĞİŞİM İSTEĞİ gerek. Karar vermek , niyet etmek , ilk adımı atmak her zaman önemli.

Başlamak önemli ama yol boyunca sana rehberlik edecek ve ” Biz bu işi neden yapıyorduk? Yola çıktığımızda amacımız neydi?” bir PLAN olsa iyi olur. Hatta bu planda hedefler , duraklar , kontrol noktaları , başarı parametreleri gibi detaylar mevcutsa çok iyi gidiyorsun demektir.

KARARLILIK , SÜRDÜRME : Herhalde iş hayatının hiç başlamamış aksiyon planları ile dolu olduğunu hepimiz biliyoruz. Yoksa yaptığımız planları uygulasak hepimiz şu an hayal ettiğimiz yerde olurduk.

SONUÇLANDIRMA : Herhalde en çok bu bölümde sıkıntı yaşıyoruz. İşler bir türlü sonuçlanmıyor. Neden mi?

Yukarıda yazdığımız adımlarda yaptığımız hatalardan herhalde. Değişimi istedikten sonra sorunu yanlış tespit etmek , bir plan yapmamak , başaramayacağımız yerleri hedeflemek , ciddiyetle ve disiplinle başarıyı kovalamamak bizi gerçek başarının uzağında tutuyor.

Sonunda geldiğimiz noktada kendimizi aslında İstanbul’da olmamız grekirken , Ankara’ya doğru yola çıkmış , Eskişehir’den Afyon istikametine dönmüş ve Kütahya çıkışında benzinimiz bitmiş olarak buluyoruz. Yolculuk sırasında yanımızda, yolu , gidilen yeri , yolculuğun kalitesini sorgulayacak birkaç yoldaş da varsa tadından yenmez gerçekten.

Neyse en azından yol aldık değil mi? Sence başardık mı? Yorumlarını bekliyorum.

Sevdiğim adamlardan birinin röportajından bir alıntı ile bitirelim. “What got you here, won’t get you there! – Seni buraya kadar getiren, daha ileri götürmez”  Sani Şener – Ayşe ARMAN Söyleşisi – Hürriyet / 29.09.2010 

Not : yazıyı işletme dışında kişisel hedefler için de yorumlamakta hiçbir sakınca yoktur.

 

Yorum bırakın

*

6 comments

  1. mustafa

    dünya hızla değişiyor.değişim yenilenmektir.hedefler de değişiyor.hedefler değişince stratejiler değişiyor.stratejilere bağlı olarak iş yapma şekli,süreçler değişiyor ama siz değişmiyorsanız eskiyorsunuz demektir.o nedenle de karşınızdaki tozunuzu almak isteyebilir.tozlanmamak için hareket halinde olmak, yenilik ve değişim ihtiyacını hissetmek, hedefleri sürekli gözden geçirmek gerekir.çıkın oturduğunuz yerden,kalkın şu koltuklarınızdan etrafınıza bakın, çevreyi görün şöyle bir çalkalayın kafanızı ağırlaşmış düşünceler harekete geçsin -. kendinize de şirketinize de haksızlık etmeyin.

  2. Serkan Özgöz

    “ağırlaşmış düşünceler hareket geçsin” güzel slogan…

  3. Sonuclandirma onemli ama yeterli degil. Bugun yaptigimiz degisikliklerin kalici olmasi icinde adimlar atmak gerekli. Yoksa bir sure sonra isler eskiye donebilir.

  4. Ekrem Göleli

    Öncelikle konu ve yazınız çok ilgi çekici. Her işletme sahibi bu konuda mutlaka fikrini beyan etmek ister. “İşletmeler neden gelişime ihtiyaç duyar?”sorusuna ben de sizin gibi zorlayıcı faktörler olarak cevap verirdim. Ancak benim zorlayıcı faktörler arasındaki tercihim kesinlikle iş kapasitesidir. Her işletme işleri arttıkça gelişime ihtiyaç duymalıdır. Çünkü doğal sürecin bu olduğunu düşünüyorum.
    Sonuçlandırma kısmına da aynen katılıyorum. Ek olarak işletmeler yaşlı insanlara benziyor; kafa olarak işi planlayabiliyorsunuz ama vücudunuz istediğiniz hızda ve kabiliyette hareket edemiyor. Yorumumu Konfüçyüs’ün sözü ile noktalamak istiyorum. Akıllıca davranmanın üç yolu vardır.1.si düşünerektir ki en asilidir. 2.si benzeterektir ki en kolayıdır. 3.cüsü tecrübeyledir ki en acısıdır.

    • ekremgöleli

      Ben de ondan bahsediyorum. Mutlaka doktora gitmek lazım. Kendi kendine tedavi olmuyor. Hatta doktora gitmeyi istemek bile iyi bir başlangıç sayılır.

  5. orkan

    Hepimizin bir şekilde ucundanda olsa bildiğimiz ama dile getiremediğimiz hedeflere varış için gerekli argumanları hatırlatmak için harika bir yazı.

    Sevdiğim bir sözle fazla uzatmadan……

    “Gideceği limanı bilmeyen kaptana hiç bir rüzgardan hayır gelmez”

Sonraki MakaleVasatlıkla Yüzleşme