Otomotivde Genel Proje Yönetimi Sorunları

Aşağıdaki maddeler her otomotiv firmasında yeni ürün devreye alma projelerinde benzer sorunlara işaret etmektedir.

Hızlı gelişmenin getirdiği kaynak sorunlarının yanı sıra organizasyon bozuklukları proje yönetimini olumsuz etkiler.

Proje yönetimi servislerinde organizasyon şeması genellikle sorunludur.

Genellikle işletme ve projeler hakkında tecrübeli bir proje yöneticisinin altında görevleri projeleri takip etmek olan proje sorumluları bulunur. Her yan sanayi geliştirilmekte olan otomotiv projelerinden pay sahibi olmaya, gelecekte üreteceği parçaları belirlemeye çalışır.

Artan rekabet daha proje aşamasında ana firmayı ve yan sanayi firmalarını etkiler.

Ana firma satın alma servisi yeni projeleri kendi maliyet unsurları ve satın alma düsturlarına göre yan sanayilere dağıtır. Bu dağıtımı mümkün olduğunca riski en aza indirecek şekilde yapar.

Ana sanayi için birincil risk maliyet diğer riskler ise; parçanın tasarım aşamasında zamanında seriye geçirilememesi ( tasarımı yürüten, kalıpları yapan takımın işi yapamaması ) , işin yarım kalması ya da parça seriye geçtikten sonra üretiminin istenilen biçimde sağlanamamasıdır.

Ana sanayi birincil riskini sözleşme ile bağlar. Yani daha parça teklif aşamasında iken tasarım maliyeti ve seri üretim maliyeti belirlenir.

Bu sebeplerle her ana sanayinin birçok yan sanayisi, bir yan sanayinin de parça yaptığı birçok müşterisi olmaktadır.

  • Organizasyonel sorunlar bu aşamada başlar.
  • Eğer otomotiv sektöründe ana firmalara parça sağlayan bir yan sanayi iseniz birden fazla müşteri ile çalışmak zorundasınız.
  • Birden fazla müşteride birden fazla projenin parçasını sağlıyor olmak birden fazla müşterinin beklentilerini karşılıyor olmak demek.

 

Tüm otomotiv yan sanayi firmaları bu projelerde yer alabilmek için teklif ve pazarlama yarışına girerler.

Bu aşamadan sonra her firma çeşitli müşterilerinin çeşitli projelerinden parça almış olur.

Alınan her sac parçanın birden çok ( genellikle 3 ila 6 arası ) kalıbı olur. Sac parça kaç operasyonda üretilecekse o operasyon sayısı kadar kalıp tasarlanır.

TS 16949 Gereği her kalıp tasarımı yeni ürün devreye alma sürecini tetikler.

Yeni ürün devreye alma süreci proje toplantısının ile başlayan her proje için yaklaşık 200 adımdan oluşur.

Özetle bir proje sorumlusuna bir müşterinin bir projesinden alınan bir parçanın sorumluluğu verildiğinde bu kişi PROJECT ekranına o parçanın her kalıbı için yaklaşık 200 satır girmek , güncellemek ve izlemek zorundadır.

Ayrıca ana müşteri kendi proje yönetim beklentilerini oluşturuyorsa proje planını şekiller yardımıyla EXCEL’ de saatlerce uğraşarak yapmak durumundadır.

Projeler arttıkça projeleri izlemek, raporlamak daha da güçleşir.

İşinden ayrılıp ana sanayiye transfer olan bir proje sorumlusunun parçaları diğerleri arasında da dağıtılınca işler daha da ağırlaşır.

Bir süre sonra proje takip etmek “Yarın hangi müşteri geliyor” sorusuna takılı kalır. Yarın gelecek müşterinin beklentileri bir gece önceden hazırlanır.

Başkası tarafından yerım kalan-bırakılan parça tasarımlarının müşteri baskısıyla alınmasıyla proje takip ve yürütme de zaman baskısı da ortaya çıkar.

Bu durumda ;

  1. Proje yönetimine tepeden bakacak bir proje yönetim bilincine
  2. Hangi proje sorumlusunun maksimum kaç proje izleyebileceğini söyleyecek zaman etüdünü önerecek bir kültürüne
  3. Tüm bunları pratik olarak uygulayabilecek bir proje yönetim aracına ihtiyaç duyulur.

daha fazla bilgi için www.mentor.com.tr yada www.pmi.org adreslerinden yararlanabilirsiniz.

failuresucess

ERP Projeleri Zor mu Kolay mı? Sorunlar…

Günümüzün tüm işletmeleri maliyet ve verimlilik olgularını mantıklı biçimde yönetmeye çalışıyor. ERP pazarlayıcılarının hemen hepsinin anlattığına göre bu işsadece bir kurumsal kaynak planlama projesi yürüterek çözülebilir. Ancak ERP projelerinde de proje hikayeleri o kadar iç açıcı değil.

Dünyada başarılı biçimde bir gereklilik olarak uygulanan ERP projeleri maalesef ülkemizde yavaş yavaş bir fenomen olma yolunda.

Aslında sorun ERP sistemlerine sahip olup olmamanız değil , şirketinizi nasıl yönetmek istediğiniz.

Okumaya devam…

Krizin Boyutları_22.10_BUSİAD_Toplantısı

Çarşamba akşamı ( 22.10 ) BUSİAD’ ta Burhan KARAÇAM’ ın konuşmacı olduğu bir toplantıya gittim.

Burhan KARAÇAM Yapı Kredi genel müdürlüğü yapmış , KOÇBANK’ı ve koç Finansal Hizmetleri kurmuş , KOÇ-Unicredit ortaklığını gerçekleştirmiş bir kimlik.

Bugün kendi danışmanlık firmasında bankalar ve ülkeler için analiz ve danışmanlık hizmetleri üretiyor.

Konuşmasından elde ettiğim izlenim ve bilgileri sizlerle paylaşmak istedim.

Her ne hikmetse toplantıda sanayiciden , patrondan çok bankacı vardı.

Dünya Hakkında;

  •  Amerika’da türev piyasalarda 100 birimlik bir büyüklüğün 46 kez el değiştirdiği ( bilinen en çok el değiştirme )
  •  Bu yolla yapılan ticaret hacminin 800 trilyon $ olduğu ( açıklanan tüm paketlerin büyüklüğü 4 trilyon$)
  • Bu 800 trilyon doların gerçek büyüklüğünün 500 , 400 yada 200 trilyon $ çıkabileceği , kaç olduğunun kimse tarafından bilinmediği ( ama 100 de olmayacağı )
  • Lehman’ın 45 milyar$lık aktif büyüklüğüne bakmadan 800 milyar dolarlık bir riske girdiği
  • Lehman’ ı batırma kararının tuğlalardan birini çekmek olduğu ve duvarın yıkılmasına yol açtığı
  • Yurt dışında bankacılığın tecrübelerinin bu krizi çözmeye yetmediğini ( kimsenin ne yapılacağını bilemediğini )
  • Krizin gerçek boyutlarının 2008 bilançoları ile birlikte 2009 Ocak sonunda ortaya çıkacağını , netleşeceğini
  • Arap sermayesinin büyük bir bölümünün ( 2 ülke dışında ) paralarının Amerika’da batmış olabileceğini
  • Türkiye Hakkında;
  • Devletin $ bazında açık pozisyonunun bulunmadığı ( 80 milyar $ dış borca karşılık 65 milyar$ merkez bankası rezervi.)
  •  130 milyar $lık özel sektör borcunun 45 milyar dolarının bankacılık sektörüne ait olduğunu
  • Bankacılık sektörünün 3 ay içinde 4-5 milyar$’lık vadesi gelen geri ödemeleri yapacağı
  • Özel sektör borcunun kısa vadeli mi , orta yada uzun vadeli mi olup olmadığının bilinmediğini
  • Devletin krizden etkilenmeyeceğini ancak özel sektör borçlarının yaratacağı sosyal etki ve vergi azalması ile ciddi problemler ortaya çıkacağını
  • Ancak dünyadaki finansal krizle cari açık finansmanının çevrilmesinin mümkün olamayacağını
  • Yapılan bütçede ön görülen cari açığının 2009 için 50milyar $ olduğunu
  • Mevcut kredileri döndürmenin bile zorlaşacağı bir ortamda Türkiye’nin bu 50milyar$ ı bulmasının zor olabileceğini
  • Önlem almakta gecikildiğini, seçimler dolayısıyla daha da gecikilirse bunun felaketlere yol açacağını
  • 1994 Şubatında da krizin geldiğinin görüldüğünü ancak yüne yerel seçimler sebebiyle siyasi iradenin beklediğini ve seçim sonrasında 5 Nisan’ın oluştuğunu
  • Ülke olarak üreterek para kazanmamız , emek yoğun ( turizm , lojistik , inşaat vs ) sektörlerde teşvikler oluşturmamız gerektiği
  • Kur konusunda kimsenin bir tahminde bulunamayacağını belirtti.

Bende dinlerken çok karamsar bir tablo çizdiğini düşündüm. Sonra kendisi de krizden çıkılacağını ancak banka-kamu ve reel sektörün birlikte hareketi ile en az zararı alabileceğimizi belirtti.

Bu arada dün merkez bankası borçlanma limitlerini arttırdı. Hükümet borsa stopajını kaldırdı. Birkaç önlem üzerinde ( vergi borçları vs ) çalışılıyor. ( Bu gelişmeler toplantı anında bilinmiyordu.)

Benim izlenimim açık pozisyonu olan tüm firmalar finans güçlüğü çekecek. Ve her zaman olduğu gibi krizden sonra işler (rekabeti seyrelmiş piyasada) hızla açılacak.

Son Söz : “Afrikada doğan her aslan en yavaş koşan ceylandan biraz hızlı koşması gerektiğini bilir ve Afrika’da doğan her ceylan da en yavaş koşan ceylandan biraz hızlı koşması gerektiğini bilir.”

Herkese Selamlar

misdiagram2

Acaba Kar Ediyor muyuz?

Aklımızda tek soru var. “ Acaba Kar Ediyor muyuz” ?

2000’li yıllar başlarken yeni yüzyılda tek gerçeğin rekabet olacağını, küreselleşmeyi, internet’in yaşamımızı fazlasıyla değiştireceğini dinledik, öğrendik.

Aradan 5 yıl geçti. Biz artık öğrendiklerimizi bizzat yaşıyoruz.

Ticari yaşamımızın tüm doğrularını rekabet belirliyor. Küreselleşme yüzünden artan rekabet her geçen gün işletmelerimizi ve bizleri daha çok zorluyor.

Artık müşterilerimize fiyatları arttırdığımız zamlı fiyat listesi gönderemiyoruz. Tersine müşterilerimiz yeni yılda ne kadar indirim ( prodüktivite vs. ) beklediklerini bizlere iletiyorlar. Biz de nereden kısarız diye düşünüp duruyoruz. Aklımızda tek soru var. “ Acaba Kar Ediyor muyuz” ?

Okumaya devam…

REKABETİN GÜCÜ (Verimlilik ve Bilgi Sistemi)

12.07.2003

Günümüz rekabet koşulları işletmeleri , iş süreçlerini kontrol altında tutmak için bilgi sistemlerinden her geçen gün daha fazla yararlanmaya yönlendiriyor. Bu sebeple bilişim yatırımları , her yıl artan bir biçimde , işletme yatırımları içinde ciddi bir paya sahip oluyor.

Ancak her yıl yinelenen ve sürekli artan bilişim yatırımlarına rağmen işletmelerin bilgi sistemlerinden yeterince yararlanamadıkları gözlemliyoruz.

Yapılan  araştırmalar ve gözlemlerimiz ( müşteri anketleri , iş gücü bilgi seviyesi analizleri , süreç verimlilikleri ) gösteriyor ki işletmeler yaptıkları bilişim yatırımların ancak %20 ile % 40 verimlilikle kullanabiliyorlar. Yani bilgisayarın ve üzerinde bulunan yazılımın kendilerine sağlayabilecek olduğu yararın % 40’ına razı oluyorlar.

Bu durumun sebepleri işletmelere göre farklılık gösterse de verimsizliğin sebebi birkaç başlıkta toplanabilir.

Bu tip verimsizliklerin birkaç sebebi var. Bu sebeplerden birkaçını yazımızda sıralamaya çalışacağız.

Yanlış-Bilinçsiz Satın Alma Kararları

Bilişim yatırımları genellikle  işletmelerin ihtiyaçları tam olarak analiz edilmeden genellikle satıcı firmaların pazarlama operasyonları sonucunda yapılmaktadır. Satıcı tarafından işletmeye “İyidir , Güzeldir” şeklinde empoze edilen bilişim ürünü daha önce bu konuda bilgilenme fırsatı bulamamış patronun “Gereklidir Efendim” diyen orta seviye yöneticisinin etkisinde kalmasıyla satın alınmış oluyor.

Eksik Proje Bilinci – Proje Yönetimi

Bilişim yatırımlarında ikinci bir eksiklik ise yatırımların bir proje şeklinde yürütülmemesidir. Bilişim yatırımları için firma mutlaka bir proje planı ve yol haritası oluşturmalıdır. Her yatırım maddesinin hangi ihtiyacı ne kadar süre ile karşılayacağı ve maliyetinin ne olacağı önceden planlanmalıdır. Böylece yatırımlar disipline edilmiş dahası sadece ihtiyaçlar için yapılan yatırımlara para ödenmiş olur.

Bilgisiz ve Verimsiz Kullanım

Bursa yerelinde işletmelerde gerçekleştirdiğimiz analiz sonuçlarının ortalamalarına göre işletmelerde bilgisayar kullanan kullanıcıların %62’si daha önce bilgisayarda kullandıkları konularda eğitim almamış durumda. Kendi başlarına yada çevrelerinden öğrendikleri kadarıyla kullanımları istatistiksel olarak ölçüldüğünde  100 üzerinden not ortalaması 30 çıkıyor. Ne yazık ki her yıl yeni versiyonlar ve yazılım donanım harcamaları için ödenen binlerce dolar sadece % 30 verimlilikle kullanılmaktadır.

Etkin Bilgi Yönetimi İçin Neler Yapmalı.?.

1.   Eğer bir KOBİ sahibi iseniz nelere para yatırdığınızı bilmek için kendinizi bu konularda bilinçlendirin. Bu konuda sadece iş adamlarına yönelik eğitimlerden yararlanabilirsiniz.

2.   Bilişim yatırımlarını bir disiplin altına almak için bir yatırım planı ve proje dosyasını hedefleyin. Bu planın dışındaki hiçbir şeye para ödemeyin , onay vermeyin. Para ödemeden önce var olan sistemin verimli kullanılıp kullanılmadığından emin olun. Bunun için verimlilik analizi yaptırabilirsiniz.

3.   İşletmenizin 1 ve 3 yıllık bilişim yol haritasını oluşturmaya çalışın. Bu plan hangi yatırım , hangi ihtiyacı karşılamak üzere , ne zaman yapılacak ve  yaklaşık ne kadara mal olacak başlıklarını içersin. Böylece ne zaman , ne kadar ve ne için para ödemeniz gerektiğini tespit edebilir , bu planları şirket dışından profesyonellere inceletebilir , iyileştirebilir ve en önemlisi satıcı şirketlerin pazarlama faaliyetleri ile sizlere işlevsiz ürünler satmalarına engel olabilirsiniz.

4.   Personelinizin kullanım verimliliğini anlamak için İş Gücü Bilgi Seviyesi analizi yaptırın. Eksiklikleri gidermek için yapacağınız bir eğitim planı ve  tüm bilişim yatırımınızın %5 kadar bir eğitim bütçesi verimliliğinizi iki kat artırabilir.

5.   Bu konuda KOSGEB , TTGV , KOBİNET gibi kuruluşlarla iş birliği yolları araştırın. Bu kuruluşlar bilişim konularında sağlayacakları bilgi ve yatırım destekleri ile işletmenizde etkin bilgi yönetimi yapabilmeniz için yol göstereceklerdir.