Kolaylaştırıcı Liderlik – Enabler Olmak

2000’li yıllarda sosyal organizasyonlarda çok daha fazla ve daha heyecanlı vakit geçiriyordum. Gençliğin verdiği enerji işte. Ancak o yıllarda öğrendiklerim , gözlemlerim yeni yeni kafaya oturuyor , yada daha bir anlam kazanıyor diyelim. O yıllarda, ben gibi heyecanı yüksek arkadaşları BUGİDER ( Bursa Genç Girişimciler ve Yöneticiler Derneği ) çatısı altına toplayan bir avuç vizyoner adam vardı , bu adamların başında da değerli hocam Memiş YILMAM.

iBir gün, gençliğin verdiği ukalalıkla ( tamam tamam bir kısmı gençlikten kaynaklanmıyor olabilir… )  Memiş Hocama sordum. “Hocam siz bu sosyal işlere, gençlere neden bu kadar zaman ayırıyorsunuz? Bu işten bir çıkarınız , beklentiniz var mı?” diye. Şimdi bile içim ürperiyor, ama hoca olgun bir adam , bize rağmen bize emek etmeye devam ediyor. Dedi ki : “Oğlum benim attığım her adım zenginlik yaratır, sana tavsiyem sen de böyle olmaya çalış”
O zamanlar ağaçları görmekle meşgul olduğum için ormandan bahseden cümlelerle pek aram yoktu , ama hocamın kişiliği sayesinde cümleleri içimize işlemiş. Bu sayede geçenlerde Martı Dergisinde Fütürist Ufuk TARHAN tarafından yayınlanan bir makale konu hakkında beni yeniden düşündürdü.

Okumaya devam…

Patron Kim ve Ne İstiyor?

Bu hafta yazımı “patronlara” ayırdım.

bossBireysel başarıdan daha çok, organize başarının, sürdürülebilirliğin önemli olduğu bir çağda yaşıyoruz. Her alanda, iş amaçları için birlikte çalışma çok önem kazanmış durumda.

İşletme dilinde bireysel başarının simgesi “Patron”. İş hayatımız “sıfırdan başlayan” , “küçücük atölyeden-dükkândan dev şirketlere” dönüşen başarı hikâyeleri ile dolu.

Sözlükte Patron için “kurum sermayesinin çoğunu elinde bulunduran kişi” yazıyor. Esas görevi de “kurumun aktiflerinin geliştirilmesini” temin etmekmiş. Artık aktif sadece bilanço büyüklüğü değil elbet. Marka değeri, entelektüel sermaye, insan , iş kültürü gibi kavramlarla desteklenen “işletmenin soyut değeri” bilançodan yer almıyor olsa da bilanço kalemlerinden daha önemli.

Patron tanımı, “bilimsel yöntemlerden uzak, içgüdüsel biçimde, pratik zeka ve bu alandaki yetenekleri sayesinde başarıya ulaşan kişiler” olarak detaylandırılıyor. Yani başarı kesin ve var. Ama Patron tipi başarıların yöntemleri tartışmalı.

Okumaya devam…

Kurumsal Gelişim de Bir Yere Kadar

karikaturToplumsal kültürümüz bireysel başarılar üretme konusunda yetkinliğini kanıtlamıştır. Girişimciliğimiz tüm dünyada takdire şayan başarı hikayeleri üretir. Patron şirketlerimizin ve girişimcilerimizin başarısı ekonomimizin bel kemiğini oluşturur.

Bu başarı hikayelerinin birçoğunu, genellikle girişimcilik sinerjisi veya patronun enerjisi besler.  Gelişim de patronun enerjisi ile doğru orantılıdır. Şirket patron-girişimci ile o kadar özdeştir ki patron-girişimci de yaşanan bir olumsuzluk işletmeyi de birebir etkiler.

Patron sadece yatırımcı kimliği ile işletmede bulunmaz, tüm karar süreçlerinde ve operasyonlarda vardır. Bu durum aslında işletmenin çok hızlı büyümesinde birinci derecede etkilidir. Ancak başarının sürdürülmesinde başkalarının da etkili olması, ekibin birlikte çalışmayı öğrenmesi ve kolektif başarının tesis edilmesi gerekir. Okumaya devam…

Müşterinin Kıymeti

crmBu hafta “müşteri kıymeti” üzerine ( olumlu ve olumsuz ) 4-5 örnek olayı üst üste yaşadım. Aslında olaylar birbirlerinden çok farklı gözükse de benim gözümle hepsi “müşterinin kıymetine” dayanıyor. Ben, şirketlerin en hızlı olması gereken süreçlerinin müşteri ile iletişim kurdukları süreçler olması gerektiğine inanırım. Kendim de buna hep dikkat ederim. Rekabetin keskinliğini kimseye anlatmaya gerek yok herhalde. O halde neden bazen müşterimizin kıymetini bilemiyoruz?

Okumaya devam…

4-4-2 mi 3-5-2 mi?

takımİşim gereği birçok şirketin iç yapısını gözlemleme fırsatı buluyorum. Klasik bilgi sistemi ve yönetim sorunları ile uğraşıyor olsak da genel olarak insan, ve ikisini bir araya getiren organizasyon başlıklarında büyük problemler yaşıyoruz.

Şimdi bu üçlüye biraz yakından bakalım.

İşi değiştirecek halimiz yok. Yapılması gerekenleri zaten piyasa, rakipler ve müşteriler belirliyor. Bu koşulları gerektiğince fark edemediğimiz zaman zaten rakiplerden geri kalıyoruz. ( Bu kısmını şimdilik yok sayalım, yani her şeyin farkında olduğumuzu düşünelim. )

Geriye insan ve insanların iş ile ilişkisini kuracak organizasyon kalıyor. İşte yönetim biliminin konuşturulacağı yer burası.  Okumaya devam…