4-4-2 mi 3-5-2 mi?

takımİşim gereği birçok şirketin iç yapısını gözlemleme fırsatı buluyorum. Klasik bilgi sistemi ve yönetim sorunları ile uğraşıyor olsak da genel olarak insan, ve ikisini bir araya getiren organizasyon başlıklarında büyük problemler yaşıyoruz.

Şimdi bu üçlüye biraz yakından bakalım.

İşi değiştirecek halimiz yok. Yapılması gerekenleri zaten piyasa, rakipler ve müşteriler belirliyor. Bu koşulları gerektiğince fark edemediğimiz zaman zaten rakiplerden geri kalıyoruz. ( Bu kısmını şimdilik yok sayalım, yani her şeyin farkında olduğumuzu düşünelim. )

Geriye insan ve insanların iş ile ilişkisini kuracak organizasyon kalıyor. İşte yönetim biliminin konuşturulacağı yer burası. 

Organizasyon Doğru Mu?

Hepimizin bildiği gibi bu iş organizasyon şeması ile başlıyor , görev ve yetki tanımları , süreç diyagramları , performans göstergeleri , polivalans tabloları gibi kılcal damarlara ayrılıyor.

Her şey tam ve yerinde olsa bile işler yürümüyor. Çünkü organizasyonlar, yönetim sistemleri kâğıt üzerinde kurulmuyor. İş dediğiniz şey organizasyon şemasına bakmadan kendisini yaptıracak adamı buluyor. Yada başka bir deyişle çalışanlarınız sizin yazıp çizdiğiniz görevlerini değil hep iyi yaptıkları işleri yapmaya meylediyorlar.

Bir yumağa dönüşmüş organizasyon içinde, bir iş yada ilişki sorununu çözmeye çalışıyorsunuz, hâlbuki sorun yapısal. Yönetim biçiminiz, tercihleriniz, sahaya yayılışınız, taktiğiniz problemli. Bunu göremediğiniz sürece gol yemeye devam ediyorsunuz.

Sorunun en çarpıcı hali ise şirketlerde organizasyon gelişimini , sistemi ve bu alanda gelişimi önemseyecek insan profilleri bulunmuyor , herkes günlük işlerin peşinde koşuşturma halinde.

( İğneyi bir de kendimize batıralım. Keşke şirketlerin gerçeklerini anlayacak , o şirket içinde 3-4 ay yaşadıktan sonra o şirkette sağlıklı işleyebilecek bir organizasyon önerme , kurma ve sürekliliği destekleme hizmeti veren yönetim danışmanları olsa…)

Yetenekler Ne Kadar Önemli?

İyi bir organizasyonunuz varsa artık insan kaynaklarınızı dert edebilirsiniz. Futboldan çok iyi anlayan ( bana göre ) ve futbol yazıyor olmama bozulan arkadaşlarıma inat yine futboldan örnekle devam edeceğim.

Geçtiğimiz Pazartesi akşamı Bursaspor – Beşiktaş maçı için tribünde yerimizi aldık. Maç başladı. Umutsuzluğum çok kısa sürede heyecana dönüştü. Bursaspor sahaya yayılma, atağa kalkış biçimi , rakibi analiz etme , zayıf yönlerinden yaralanma, toplu defans , her koşulda bozulmayan oyun düzeni gibi bir çok konuda dersine iyi çalıştığını ( başarılı bir teknik adam , teknik adamın sözüne saygın duyan ve söyleneni yapan futbolcular ve iyi antrenman ) gösteriyordu.

70 dk boyunca çok iyi futbol oynadılar. Ama gol atamadılar. 2-3 pozisyonu eski günlerini arayan Volkan ŞEN , takımı unutup kendi hırsları uğruna heba etti. 70. Dakikadan sonra yoruldular. Bir dikkatsizlik anında da Olcay ŞAHAN Bursaspor’a golü attı. Aynı OLCAY ve DEMBA BA Bursaspor’ da olsaydı Bursaspor 4-0 kazanabilirdi.

Şirket Penceresinden Baksak

Antrenör-Yönetici : İyi bir antrenör nasıl olmalı ise yöneticiler de öyle olmalı. Antrenör ( eskiden ne kadar iyi oyuncu olursa olsun ) nasıl sahaya çıkıp topun peşinde koşmak yerine takımını çalıştırıyor ve yönetiyorsa yöneticileriniz de sahaya inmeden kendi takımlarını çalıştırıp yönetmeli.

Futbolcular-Çalışanlar : Herkes maça ne için çıktığını iyi bilmeli. “Ne yani şimdi topun peşinden mi koşacağız ? “Ben ne koşacağım başkası koşsun” diyen adamlar oyundan alınmalı. Takım bilinci yeşermiş , anlaşılmış ve gelişiyor olmalı.

Başkan ve Üst Yönetim: Patronlar, yönetim kurulu her ne ise takıma her zaman yeni yetenekleri bulmalılar. Bursaspor Beşiktaş’ı yenememesinin ( yenilmesinin sorumlusu olabilirler ) sorumlusu futbolcular veya teknik ekip değildi. Bu takıma ilk eline geçirdiği fırsatta gol yapabilecek adamları alamayan ( ilgili finansal koşulları yaratamayan ) yönetim yüzünden maç kaybedildi.
Son söz : Çok başarılı oyuncularla bile takım oyunu oynamadan , sistemli başarı elde edebilmeniz mümkün değil. Maç kazanabilirsiniz ama şampiyon olamazsınız.

Sizin şirkette durum nasıl?

  • Sisteminiz ne? 4-4-2 mi 3-5-2’ mi. Yoksa hep kontra atak mı?
  • Maç kazandıracak oyuncular kimler?
  • Çok iyi takım oyunu oynayanlar, vazgeçilemeyecek görev adamları kimler?
  • Siz de gönderilecek adam var mı?

Önceki Yazılara Atıf : 

Okuyanlar bilirler , geçen haftalarda İlhan CAVCAV’dan hareketle bir yönetim yazısı ( yazı burada ) yazmıştım. İlhan Bey bu haftada devam etmiş. Diyor ki saati 50.000 dolardan 10 saatte teknik direktörlük eğitimi verebilirmiş. Türkiye’de hiç bir teknik adam da çıkıp sormadı. Ben sorayım “Teknik direktörlüğün eğitimini sizden ve kaça alabileceğimizi anladık. İyi bir yönetici olmak eğitimini kimden alabiliriz acaba?”

Yorum bırakın

*

Sonraki MakaleMüşterinin Kıymeti