Beklentiler

Beklentiler

images (15)“Beklenti yönetimi” ekonomi yönetiminin bir dalı. Böyle olsa da kavram olarak tüm hayatımızı kapsayıcı güzel tanımlardan biri.

Çalışanın beklentisi, patronun beklentisi, sevgilinin beklentisi, Kürtlerin beklentisi, Türklerin beklentisi , ekonomi yönetiminin beklentisi , merkez bankasının enflasyon beklentisi vs. vs.

Beklenti gelecekle iç içe, umutla harman. Bugün kötü hissetseniz bile beklentiniz iyiyse hayat devam ediyor. Bugün iyiyseniz bile beklentiniz kötüyse aslında mutlu olmanız gereken bir zamanda mutsuz oluyorsunuz.

Beklentiler karşılanınca mutlu , beklentiler aşılınca çok mutlu , karşılanmayınca mutsuz oluyoruz. Beklenti içinde olmamak mutluluk anahtarı gibi. Beklenti yaratmamak ise sizden sürekli memnun olmalarını sağlamanın pratik bir yolu. 

Beklentilerin uyuşturucu etkisinin dinsel kökenleri de var. Ahiret , başka yaşam , ikinci ömür şansları hep insana “sen şimdi kötü olabilirsin ama sabret , ölünce daha iyi olacaksın” diye fısıldıyor , “neden şimdi iyi değilim?” yada “bunun sorumlusu kim?” diye sormasını da engelliyor. Herkesin inancı kendine , inanç söz konusu olunca sorgulama da devre dışı.

Ama yeryüzüne inip bugüne geldiğimizde beklentileri yönetmek uzun zamandır eko-politik bir araç olarak çok revaçta. Siyasal iktidar tarafından da uzun yıllardır başarı ile kullanılıyor. Büyük Türkiye , Yeni Türkiye , 2023 ifadeleri hep bununla ilgili.

Ama beklenti yönetimi keskin bir bıçak gibi. Koyduğunuz vade insan ömründen kısa olunca günler hızla geçiveriyor. İnsanlar da doğal olarak sizin vadettiğiniz güzel günlerin hesabını size sormaya başlıyor.

2007 seçimlerinde 2023 hedefi anlamlı olsa da bugün artık o hedeflere erişemeyeceğimizi görüyoruz.

Ucuz dolarla uyuşan ekonomi içinde dün “büyük Türkiye” ye inanmış olsak da bugün aslında hep 17. Ekonomi olduğumuz gerçeğine uyanıyoruz.

expectationsAçılım sürecinde daha fazla demokrasi ve insan hakları ile bölgede tüm kardeşlerimizle birlikte yükseleceğimiz umuduna kapılsak da bugün paketlerin beklentilerimizi karşılamak yerine ortada paket bile olmadığı gerçeğinin farkına varıyoruz.

Geçmişte topluma pompalanan ve bizi uyuşturan olumlu vaatlerin gerçek olmadığı ile yüzleşme üzerine de gelecek beklentilerimizin bozulması bizi mutsuz ediyor.

Biz mutsuz oluyoruz. Ama geçtiğimiz 3 yıl içinde “daha fazla demokrasi” diye ayağa kaldırılan tüm halklar bu olumlu beklentinin bedelini canlarıyla ödüyorlar.  Son 3 gün içinde bir anda 20’den fazla can “beklentilerin karşılanmaması yüzünden çıkan olaylarda” yitip gidiyor.

Bir yandan toplumun her kesiminde bir beklenti oluştururken, topluma oy devşirme amacıyla stres , şiddet, ayrımcılık, faşistlik enjekte edenlerin kaybedecek hiçbir şeyleri yok.  Kaybeden bizler ( karşısında ve kalbinde bir öteki bulunduran herkes )  ve bizim çocuklarımız.

Bu enjeksiyonu yapanların tek derdi kendi iktidarlarını sürdürmek. Devlet, millet , hizmet hiçbirinin umurunda değil.

Etrafınıza bakın! Çevremizde “kendi iktidarını sürdürmek” isteyen o kadar çok sevgili, eş , çalışan , müdür , CEO , mahalle muhtarı , oda başkanı , dernek başkanı , siyasetçi , din lideri , kanaat önderi , yazar vb var ki.

Hepsi de meşreplerine göre ve işlerine yaradığı biçimde “beklentileri” kullanıyor. Korku gark ediyorlar. Bir başkasını seçerseniz mahvolacağınızdan bahsediyorlar, başka seçenekleriniz olmadığına sizi ikna etmeye çalışıyorlar, sizi ama’lar içinde yaşamaya, daha azına razı olmaya zorluyorlar.

Bize düşen de hem kendimize hem de onlara iyilik yapmak. Beklentilerimizi yükseltmezsek onlar bu çirkin alışkanlıklarını sürdürmeye ve daha azına razı etmek için çalışmaya devam edecekler.

O halde her ilişki de “kendi değerlerimizden ödün vermeden beklentileri yükseltmek, bu yaparken de bizden beklentileri ödemek konusunda emeğimizi esirgememek” en çıkar yol gibi geliyor bana.

Senin vatandaş olarak , çalışan olarak , yönetici olarak , müşteri olarak , tedarikçi olarak , eş-sevgili ve sonunda okuyucu olarak beklentin ne?

Benim okuyucu olarak senden beklentim “yazıyı beğendiysen Facebook hesabında paylaşman , aklına eklemek istediğin düşünceler geldiyse yorumlarınla katkıda bulunman”

 

Yorum bırakın

*

1 comment

  1. ÖNDER ŞENER

    Sanırım yazınızı facebook hesabımda paylaşarak beklentilerinizi karşıladım:)

    Öncelikle yazılarınızın güzel ve sürükleyici olduğunu söylemeliyim. Her hafta merak ile bekliyorum, okuyorum.Bende bir beklenti yarattı:)

    Sıkıcı olmamak için mi? yazılarınızı kısa tutuyorsunuz? Yok sa vakit ayıramadığınız dan mı? Bence biraz daha uzun olmalı, daha derinlemesine girebilirsiniz konuya…

    Saygılarımla.

Sonraki MakaleKurumsal Gelişim de Bir Yere Kadar