Birliktelikler

Sabun köpüğü muhabbetlere kurban edilemeyecek kadar önemli büyük bir konu bu birliktelik meselesi. Neden mi? Çünkü insanlar, geniş gönüller ile dar hayatlar yaşıyor. Kötü giden bir birliktelik diğerlerini zorluyor.  Çünkü hiç kaçamadığımız bir şey. Mutlaka biriyle, bir şeyle, birileriyle birliktesin.

Bazen bir notebook ile, bazen bir bira şişesi ile, bazen sade kahve ile, bazen bir iş arkadaşı ile, bazen sıkıldığın bir arkadaş ile. Geçmişte, şimdiki zamanda, gelecekte hep birlikteyiz.

Birlikteliğin devamını ne sağlıyor? Ortak geçmiş mi, ortak gelecek mi? Sağlanan fayda mı? Mantık mı? Yoksa değişmeye yetmeyecek enerji yüzünden içimize işlemiş atalet mi?

bu-ne-lan-dunun-aynisiMesela işinizle birlikteliğiniz nasıl gidiyor?

Ortağınızla, yöneticinizle, iş arkadaşınızla, astınızla nasıl gidiyor?

İdare eder mi? Beklentileri karşılıyor mu? Hayalleriniz kadar mı, ötesinde mi? Değiştirmeyi düşünür müsünüz?

Sorunun böyle sorulması insan doğasına uygun. İnsan hep başka şeyleri sorunlu bulur ya… Belki ondan. Değiştirmek bile enerji gerektirir de değiştirdiğin zaman kendini de yanında götürdüğün için mutsuzluğun en az %50’sini çantanda taşıyor olabilirsin.

O zaman eğer gücümüz yetiyorsa değişmeyi göz almamız lazım. Mesela beklentileri düşürmek, kabul etmek, değiştiremeyeceğiniz parametrelerle yaşamayı öğrenmek için güzel bir yol.

Boş vermişlik bana göre değil diyorsanız bir zahmet konfor alanınızdan çıkmak, daha iyilerini keşfetmek adına cebinizde Dimyat ve bulgur ile atasözleri ile birlikte yola çıkmak zorundasınız.

İşte sorun da tam burada. Değiştirmek için de enerji gerek.

Uzun süreden beri profesyonel yaşamda bir soluk alma zamanı yaratabilmek gibi bir lüksümüz olmalı diye düşünüyorum. Örneğin 15 yılı devirmiş çalışanların dinlenmesi, durup düşünmesi için sosyal güvencelerinden kopmadan 6 ay gibi bir süre işten ayrılmasından bahsediyorum. Biliyorum ütopik. Ama gitmek istediği yoldan, yönden uzağa düşmüş o kadar çok insan süregelmiş birliktelik cenderesi içinde sorgulamadan yaşıyor ki.

İçinden çıkılmaz bir durum.

Belki sadece farkına varmak yeter. Yeter artık demek. Yükleri taşımaktan vazgeçmek , sessizce kenara bırakmak. Yıkılırsa ne olur diye hayıflandığınız düzeniniz belki de yıkılmaz.189528_10151173341357008_1087645108_n

Hepsi aslında kendimize biçtiğimiz görevler yüzünden. Biraz anarşist bir ruh, biraz kendini sevme yeterde artar bile…

Size şöyle yapın böyle yapın diyecek değilim. Değişmenin ne denli zor bir şey olduğunu biliyorum. Sadece hepimizin enerjiye ihtiyacı var diyorum. En azından akıllı telefonlarımızda yaptığımız gibi enerji emen uygulamaları kapatmak , biraz yavaşlamak , ekranı karartmak ve kendinize biraz daha zaman ayırmak enerjinizi dengeli kullanmanız için faydalı olabilir.

Kim bilir belki yeniden şarj olur da değişimi ateşlemek için gerekli gücü ( güncellemeler yüklenirken bilgisayarınızın fişini çekmeyin ) kendimizde bulabiliriz.

 

 

Yorum bırakın

*

Sonraki MakaleDeğer Vermek Üzerine